Anasayfa arrow Salı Toplantıları arrow Mahir ÇAKMAK - Dilde Yozlaşma Var mı?
Pazartesi, 06 Eylül 2010
Salı Sohbetleri
Mahir ÇAKMAK - Dilde Yozlaşma Var mı?
 Mahir ÇAKMAK

          İLK-CEV ‘in bu haftaki Salı Toplantısında  “dilde yozlaşma var mı ? varsa ne boyutlarda ? sorularına  cevap arandı.Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Mahir Çakmak ‘ ın  verdiği semineri, İl Genel Meclis Başkanı Nevzat Gülmen, Eğitim-Bir Şube Başkanı Lokman  Yazıcı, Memur-Sen Şube Başkanı Musa Kartal, SHÇEK Müdürü Bekir Yümnü, Devlet Hastanesi Müdürü Cebrail Kuru ve farklı meslek gruplarından seçkin bir misafir grubu ilgiyle takip etti.

İLK-CEV başkanı Halim Turgut, yaptığı kısa açılış konuşmasında günlük hayatta birbirini anlamanın, etkili konuşmanın ve her türlü düşüncenin etkili dile getirilmesinin çok iyi bir dil yetisiyle mümkün olabileceğini ve bu amaçla, Türkçenin toplumun bütün kesimlerince çok iyi öğrenilmesi gerektiğini belirtti . Bunun için  de  insanımızı bilinçlendirmeyi sivil sorumluluk gereği olarak kabul ettiklerini belirtti.             

Mahir Çakmak ; dilin insanlar  arasında  anlaşmayı  sağlayan  bir sistem olduğunu  ve bu sistemin iyi işletildiğinde mükemmel sonuç alınabileceğini belirterek seminere başladı.  Seminerini birkaç başlıkta toplayan Çakmak ;dilin tarihi gelişiminden ve çeşitli özelliklerinden bahsederken  ,Türkçeyle ilgili konuşurken onun geçirmiş olduğu dönemleri iyi inceleyerek  değerlendirme yapmanın bilimselliğin bir  gereği olduğunu söyledi

                                                                   

DİLİMİZDE BİR BOZULMA VAR MI? 

Mahir Çakmak,  konuşmasında genel olarak dilde yozlaşma var mı ?  Varsa  ne boyutta?  Sebepleri nelerdir?  Çözüm yolları nelerdir ? gibi sorulara cevap olabilecek noktalar üzerinde durdu. Son zamanlarda okuryazar olan az buçuk meselelere kafa yoran herkes dille ilgili birtakım görüşlerini ve çekincelerini seslendirmeye başladı.Bu görüşlerin temelinde dilimizin bir yozlaşmaya uğradığı ve bunun uzun vadede dilimizi özünden uzaklaştırabileceğiydi.Cidden dilin kullanıldığı bütün yerlerde ve alanlarda birbirini tutmayan kullanımlar ve saçma sapan ifadeler var bu da beraberinde bir dil keşmekeşliğini getiriyor.Bilim adamı farklı bir dil,sanatçısı başka bir dil,politikacısı halka incem diye başka bir dil,eğlence yerindeki başka bir dil konuşur haline geldi.Bu da bir dil keşmekeşliğine davetiye çıkardı.          

“ Ne demektir Türkçe ? Türkçe, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’te “ Türkleşmek” demektir. Fazıl Hüsnü Dağlarca’da “ses bayrağımızdır”, Yahya Kemal’de “ana sütü’dür”, Necip Fazıl da”sümbül kokar”Cemil Meriç’te “namustur” yani bizi biz eden değerlerimizin temelidir.” Değerlendirmesinde bulunan   Çakmak Avrupa ülkelerinin  dile bakış açısını kısaca şöyle açıkladı. ..Avrupa’da böyle dil keşmekeşliği göremezsiniz.. AB bu konuda çok hassastır.  dilerini korumak için Fransa kanun çıkarır Söz gelimi Fransa’da 1994 yılında hükûmetin önerisi ile Fransızcayı İngilizcenin akınından korumak için “Fransız Dilinin Kullanımına İlişkin Yasa Tasarısı” başlığı altında bir tasarı hazırlanmış ve yasalaşmıştır. Fransızcayı korumaya yönelik yasanın bizim için de büyük önem taşıyan 9. maddesi şöyledir: “Eğitim, sınavlar ve yarışmalar ile kamuya ya da özel sektöre ait eğitim kurumlarında yapılan tezler ve bilimsel yazılar için kullanılacak dil Fransızcadır.Almanya, Macaristan vs. Dil gümrüğü uygulamasını sürdürmektedir. Bu uygulamaya göre, yeni bir buluş yapıldığı ya da yeni bir alet icat edildiği zaman, herhangi bir gecikmeye fırsat vermeden bu kavrama uygun yeni bir sözcük türetilmektedir. . “Bizde  de hazırlandı  bazı  yasalar ama yasaların hiçbir şeyi düzenlemeye gücü yetmediği anlaşılıyor.Çünkü yasa denetimle güçlüdür.dedi. ;                                     

DİLDEKİ KİRLİLİĞİN SEBEPLERİ VE  ÖRNEKLERİÖnce kültür kirlenir.Kültür kirlendi mi toprak kirlenir... Su, hava kirlenir...Kültür kirlenmesinin gözle görülür, kulakla duyulur belli başlı ölçütü dilin kirlenmesidir derken aslında  her şeyin birbirine bağlı olduğunu belirtti.    Seminerin bu bölümünde de kısaca  medya dil ilişkisinden bahseden Mahir Çakmak:  SEBEP MEDYA MI?  diye sorarak aşağıdaki değerlendirmeleri yaptı:                

Türkçe’yi doğru kullananlar neden azınlıkta kaldı?‘Türkçe, büyük bir hızla bozulmaya başladı. Bu durumu, Türkçe’ye duyarlı herkes fark ediyor sanırım. En büyük etken bana göre medya. Anadilimizi daha bebekken ninniler ve masallarla öğrenmeye başlarız. Zamanla, sözcüklerin anlamını ve nasıl söyleneceğini, tonlamayı, vurgulamayı, melodiyi ve temel dil bilgisi kurallarını çevremizdeki konuşmaları duyarak öğreniriz. Radyo ve televizyonun hayatımıza girmesiyle programlar dilimizi etkiledi. Medya dili ya ilerletir ya da kirletir, geriletir. Bugün dilimiz maalesef medyanın da etkisiyle yozlaşıyor.Medyadaki yanlış kullanımlara ilişkin çeşitli örnekler veren Çakmak RTÜK  ün yasaların kendisine verdiği görev ve sorumlulukları da çok daha dikkatli yerine getirmesi gerektiğini belitti.Toplumun Türkçe yi yanlış kullandığı için yaptırımlara uğrayan programları artık görmesi gerektiğini belirtti.Dilin olumsuz değişmesine neden olan genel nedenleri  Yabancı Dille  Eğitim Yapan Kurumlar .Bazı okullarda eğitim yabancı dille yapılırsa Türkiye’nin dış dünya ile daha kolay anlaşacağı, Türkçenin bilim dili olmadığı, İngilizce ile daha iyi bilim yapılacağı yolundaki görüşler yanlıştır. Bu görüşler, emperyalizmin sömürge ülkelere dayattığı anlayışın sonucudur. Her ülkede bilim ancak o ülkenin kendi diliyle yapılabilir. Yabancı dille eğitim, eğitim bilimine de aykırıdır. Çünkü bir insan, dünyayı en sağlıklı biçimde ancak kendi diliyle algılayabilir ve anlatmak istediğini de en güzel kendi diliyle anlatabilir.

TÜRKÇE  BİLİM DİLİ DEĞİL Mİ? .

Türkçenin bilim dili olarak yetersiz olduğu öne sürülüyor. Eksik yanları elbette vardır ve bu, her dil için söz konusudur. Peki böyle bir durumda yapılması gereken şey, dilimizi tümüyle bir kenara atmak mıdır, yoksa kendi olanaklarıyla onu geliştirmeye ve zenginleştirmeye çalışmak mı? Türkçeyle ilgili sorunların listesinin uzun uzadıya sıralanabileceğini belirterek artık herkesin sorunları sıralamayı değil çözüm yollarını uygulamayı tercih etmesini belirtti. Cep telefonlarında sesli harfin kullanılmaması ,sohbet kanallarında kısa ve kesik cümleler ya da sesli harften yoksun sözcüklerin kullanılması , belli zamandan sonra kişinin yazı karakterine yansıdığı için dil yetkinliği bakımından önemli bir sorun teşkil ettiğini belirtti. Mahir  Çakmak seminerin son bölümünde , yaklaşık  3 günlük bir çalışmada Türkçe karşılığı olmasına rağmen  yabancısını kullandığımız beş yüz sözcüğü sıralayabildiğini belirtti.Daha sonra bu sözcükleri izleyicilere tek tek söyleyerek  artık bu kullanımlarda dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Çünkü bir dili kurtarmak isteyenler onu çok iyi kullanmalıdır.Dedi.         

Seminerden , Gebze esnafından Türkçe olmayan işyeri isimlerini değiştirmeleri isteği çıktı. 

 
 
Mahir ÇAKMAKMahir ÇAKMAK