Anasayfa arrow Salı Toplantıları arrow Bilal BAŞKONUŞ - Sigara ve Alkolün Zararları
Pazar, 05 Eylül 2010
Salı Sohbetleri
Bilal BAŞKONUŞ - Sigara ve Alkolün Zararları
Bilal BAŞKONUŞ  

Gebze İlim Çevre ve Kültür Derneği (İlk Çev)  Salı Sohbetlerinin bu haftaki konuğu Gebze Yeşilay Derneği  Başkan Yardımcısı Bilal BAŞKONUŞ’tu..

Seçkin  bir dinleyicinin bulunduğu sohbette sigara ve alkolün zararları hakkında konuşan Bilal BAŞKONUŞ’tan  sizler için aktarabildiklerimiz:

Sigarada 4000 çeşit zehirli madde vardır. 1991 yılında ülkemizde sigara yüzünden ölenlerin sayısı 200 bindir. Bunun 160 bini sigara tiryâkisi; 40 bini ise bebekler ve küçük çocuklar (duman altı olanlar) dır. Gırtlak ve beyin kanserinin %99’u, beyin kanamalarının %85’i, damar tıkanıklıklarının %90’ı, akciğer kanserlerinin %90’ı sigara kaynaklıdır. Sigara içenlerin vücuduna %15 ila %33 oranındı daha az oksijen girmektedir. (Kapalı bir odada içilen bir tek sigaranın dumanı iki aylık bir bebeğin ölümüne neden olmuştur.) 100 tiryakiden 50’si sigara yüzünden ölmektedir. Sigara sağlığın olduğu kadar cilt güzelliğinin de düşmanıdır. Anne adayı sigara içerse, çocuğu; %80 erken veya ölü, %65 özürlü (alkolde %100), %20 normal sürede, fakat normalden küçük doğar.İnsanın bir santimetreküp kanında bir miligram alkol bulunması, alkol zehirlenmesinin bütün belirtileri için yeterlidir. Şayet bu miktar 4-5 miligrama kadar yükselirse, içen komaya girer. Komaya her giren kurtulamaz. Alkol asla bir gıda değildir. Alkol için söylenmiş güzel sözlere, aldatıcı reklâmlara aldanmamalıdır. Alkol ilâç olmadığı gibi, alkollü içkiler iştah açıcı da değildir. Bilakis zamanla mide rahatsızlıklarına, iştahsızlıklara ve sindirim bozukluklarına, iştahsızlıklara ve sindirim bozukluklarına sebep olur. Alkolün nihâî zararı akıl hastalıkları, felçler, kalp, karaciğer, böbrek ve damar hastalıkları, özürlü çocukları ve ölüm şeklindedir. Alkolizmin tuzağı biradır. İstatistiklere göre, alkoliklerin %80’i alkollü içki alışkanlığına bira ile başlamışlardır. Birada bulunan nitrozamin adlı madde kansere sebep olmaktadır. Bira yapımında kullanılan bira mayası, alkol üreten bir maya türü olduğundan alkolüz bira olmaz. 2 temmuz 1997 tarihinde basında çıkan bir haberde bir gerçek daha ortaya konmuştur: Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cüneyt Özkürkçügil, böbrek hastalarının, biranın böbreklerdeki kumun veya taşın dışarı atılmasında rol oynadığı yolundaki yanlış inancını belirterek; “Bira içildikten sonra sıkça idrara çıkıldığı bir gerçek, ama bundan beklenen fayda elde edilmiyor. Hastalara tavsiye edilen bira, böbreklerdeki suyu emerek, kumların kalmasına neden olup, taş oluşmasını kolaylaştırıyor” demiştir.      

       Cinayetlerin                    % 5’i,      
       Boşanmaların                  % 80’i,
       Irza tecâvüzlerin             % 50’si,
       Trafik kazalarının            % 70’i,
       Aile içi şiddetin               % 70’i,
       Görevini terk edenlerin         % 60’ı, alkol yüzündendir.

       İntihar olaylarında alkolün etkisi, içmeyenlere oranla 58 kat fazladır. Alkol beyni % 17 oranında küçültmekte, bunun sonucu çocuklara da aynen intikal etmektedir. Bu etki kadında (annede) 2 katı fazladır. Alkol bağımlısı tedaviye muhtaçtır. Alkolizmin tedavisi çok zor, tedavi şartlarına uyulmadığı takdirde imkânsızdır. İstatistikler, tedaviden sonra 2 yıl alkol kullanmama ihtimalinin % 5 ilâ % 10 olduğunu göstermektedir. Yegâne kurtuluş, hiç başlamamaktır. Bir kadeh alkollü içki içenin beyninde binlerce beyin hücresi ölmektedir.

UYUŞTURUCU FELÂKETİ

Uyuşturucu maddeler, beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanıdır. Başlıca etkileri; delilik, erken bunama, şuur ve hafıza kaybı, sayıklama, hayâl görme, korku, evham, zaman ve mekân algılamasında bozukluk, iktidarsızlık, kangren, kan pıhtılaşması, kalp hastalığı, karaciğer ve böbreklerde iltihap ve tıkanma, depresyon, ölüm isteği, nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, solunum felçleri, intihar ve ölümdür. Orta derecede kuvvetli bir gram uyuşturucu bir milyon beyin hücresini öldürmektedir. Uyuşturucuyu bir veya iki defa kullanmak bağımlılık yapar. Uyuşturucunun, girdiği aileyi yıkmaması düşünülemez.Cehâlet, tembellik, bencillik, bilgisizlik, kötü arkadaş, grup baskısı, aşağılık kompleksi, kötüleri merak etme, kötülere özenme, kötüleri taklit etme, birahane, diskotek ve müstehcen eğlence yerleri, millî kültürden uzaklaşma, ahlâkî değerlerin zayıflaması, uyuşturucu kültürünün benimsenmesi, dış güçlerin ajan ve mafya faaliyeti, sevgiden, ilgiden ve şefkatten mahrum kalma, işsizlik, uyuşturucu madde karışımı ilâçların kullanılması, uyuşturucu karıştırılmış yiyecek ve içecekler, çıkartmalar, içki ve sigara ile bunların kullanıldığı tanışma, kutlama ve eğlence partileri, zamanın değerlendirilmemesi, başarısızlık ve mutsuzluk, stres, aşırı lüks ve eğlence hırsı, israf, “Bir defa denemekle bir şey olmaz” ve benzeri tuzak sözler, gayesizlik, ümitsizlik, intibaksızlık, geçimsizlik, şiddet, yalnızlık hissi, kendini kabul ettirme duygusu, iletişimsizlik, ekran bağımlılığı, kumara yol açan ortamlar ve oyunlar.

YEŞİLAY NELER YAPIYOR?

Yeşilay, üstlendiği misyon icabı bağımlılık yapan bütün zararlı alışkanlıklarla mücadele edecektir. Bu mücadele devam ederken, daha sistemli ve etkili olabilmek için her yıl bir konuyu ağırlıklı olarak  ele alacaktır.Yurdumuzda ahlâkî ve kültürel bir kalkınma atmosferi içinde, alkollü  içki, sigara, uyuşturucu ve  kumar gibi zararlı alışkanlıkları, özel sektör, yerel yönetimler ve devlet  organları ile de iş ve gönül birliği yaparak en az miktara indirmektir. Bilgilendirici, koruyucu, uyarıcı bir misyon üstlenen Yeşilay, nihai hedef olarak zararlı alışkanlıkların tedavisinde de aktif rol oynayacaktır.Zararlı, tehlikeli ve nihai olarak öldürücü bir alışkanlık olan uyuşturucu kullanımı ile ilgili, uyarıcı, bilgilendirici, koruyucu bilgiler vermek. Aileyi, yeni yetişen nesilleri, eğitimcileri, devlet organlarını, medyayı kısaca bütün toplumu bilgilendirmek, çözüm önerileri sunmak.Ağaç yaşken eğilir fehvası mucibince okullara Yeşilay dersinin konulması ve zararlı alışkanlıkların sürekli gündemde tutulması gerekmektedir. Zararlı alışkanlık sahiplerinin (bağımlıların) aslında iradelerine hakim olamadıkları için “b” kalite insan oldukları vurgulanmalıdır. Zararlı alışkanlığı olmayanlar ise “a” kalite insan olarak, daha saygın ve hürmete daha layık oldukları belirtilmelidir. Hiçbir zararlı alışkanlık bir kalite unsuru olarak takdim edilmemelidir. Derslerde, hem zararlı alışkanlıklar anlatılmalı, hem de toplumdaki reaksiyonların yanlış olduğu ifade edilmelidir .

Bir saat kadar süren sohbet soru ve cevaplar ile devam etti. İlk-Çev’in Salı Seminerleri her Salı devam edecek. 

Bilal BAŞKONUŞ